Özgür Eller Otizm İnisitiyafi’nin en önemli ve en öncelikli amaçlarının başında otistikleri ayrımcılıktan, zorbalıktan korumak yakınlarına da ihtiyaç duydukları bilgi ve desteği sağlamak var.

Gelin görün ki birkaç gündür gündemimizi işgal eden bir grup PDR çıkışlı insan korkunç bir bilgi kirliliği yaratmaya çalışıyor, online mecralarda dayanışma içinde olan özneler ve ailelerini çok da çirkin söylemlerle hedef alıyor. İlk değiller, son olmayacaklarını da biliyoruz.

Kendilerini iyiye, güzele, doğruya yönlendirmek adına çok büyük bir umudumuz yok. Çünkü bağnazlık birkaç cümle ile başa çıkılabilecek bir sorun değil maalesef. Ve ancak nöroçeşitlilere karşı sorumluluğumuz çok. O yüzden dünya bir toz bulutuydu diyerek en başa dönelim:

Otizm, Şizofreni, Bipolar ve benzeri süreğen psikiyatri tanılarının tıbbi literatürde “Disorder” (Türkçesi düzen dışı) olarak geçiyor. Bu kelime seçimi yurt dışındaki tartışmalarda da sorgulanıyor. Fakat Türkçeye “Bozukluk” olarak çevrilmiş olmasının daha farklı toplumsal etkileri mevcut ve bizler bunu da uzun zamandır tartışmaya açmış durumdayız. İçinde yer aldıkları her sosyal çevrede damgalanan, ötekileştirilen ve dışlanan nöroçeşitlilerden sürekli ve sadece tanıları ile bahsedilmesi ayrımcılığı besliyor.

Bu ayrımcılığın iki grup üzerinde çok önemli etkileri var. İlk grup, okullara alınmayarak, mahallelerde barındırılmayarak toplumun dışına itilen otistikler. Diğeri de çocuklarının “tedaviye” ihtiyacı olduğunu ve “normalleşmesi gerektiğini” sanarak sistemin içinde kaybolan ve tükenen aileler. Ve bu imkansız hedefin içinde zarar verilen hatta yitirilen pek çok özne yer alıyor.

Tüm bu sebeplerle otizmin ne olduğunu ve doğru kelime seçimlerinin önemini tüm kamuoyuna hatırlatmak isteriz.

101 ifadesiyle: Otizm nörolojik, gelişimsel ve hayat boyu devam eden bir durum. Her bir öznenin farklı şekilde deneyimlediği ve kişiselleşmiş destek ihtiyacı duyduğu bir kimlik. Aynı zamanda da bir engel. Ancak bir kişinin engelli olması, ona “bozuk” denilebileceği anlamına gelmez. Otistiklerin destek ihtiyaçları, “özel ihtiyaçlar” olamaz. Haliyle her şeyden önce otistikleri bir bozukluğu olan “özel” insanlar değil, eşit haklara sahip olan eşit bireyler olarak kabul etmek gerekir.

Tüm çeşitliliklerimiz ve renklerimizle birlikte yaşamaya inat etmek, zorluklar yaşanmadığı anlamına gelmez. Tüm bunlar sadece kimilerimizin daha farklı olması anlamına gelir. Bu basit gerçeği anlamak için de uzman olmaya gerek yok. Sadece insan olmak gerekiyor.

Bizler mücadeleyi otistiklerin ihtiyacı üzerinden yürütmek için buradayız. Bu bazılarının düzenini bozuyor, işine gelmiyor, canını sıkıyorsa ne mutlu. Değişim başlamış demektir. Bu değişim devam ettiği sürece biz de burada, hak arayışımızı sürdürüyor olacağız.

Not: Bu konuyla ilgili basit, açık ve kapsamlı bir kaynak hazırlığındayız. Çok yakında yazının bu kısmında bir güncelleme yapacağız.

Meselenin özünü bir kez daha anlatmak için sözü en genç üyemiz İlhan’a veriyoruz. İlhan’ın Demokrasi Konferansı’nda Engelliler Komisyonu adına yaptığı konuşmasına buradan erişebilirsiniz.